hayat ikilemler yığını
hep aklı kalır insanın
diğer seçenekte
bilinmese de yarının
getireceği ve sileceği
sarılırım unursamadan
seçtiğim her şeye
belkide budur ruhumu
duru kılan bu bulanıklıkta
‘şiir’ Etiketli Zararsızlar
son söz
seni…
alır mı esen rüzgar kederimi,
zihnimden küllerini…
dindirir mi acımı,
durdurur mu hicranı,
yokluğunda kayboluşumu
örter mi bembeyaz kar
etrafımı kapladığında içimdeki seni…
mutluyum
mutluluğu arıyor insanlık yüzyıllardır
kimisi dünyaya hükmederken bile sahip olamadı ona
en büyük vuslatta bile yarım kaldı kimisinde
en yüksek zirvede haykırdı kimisi bir an
telafi edilen kayıplarda tattı kimisi en derinden
en karanlık çağlarda bile umutların yanına saklandı
ama o ne büyük başarıların yanında oturdu
ne de sevgilinin kucağında kalacak kadar durgundu
an ve an içeride bir yer de uygun zamanı kolladı hep
ve ben şimdi sabahı izlerken sessiz balkonumda
en hüzünlü müzik kulağımdayken dahi huzurlu bir gülümsemedeyim
hükmedemesem de dünya ayaklarım altında ama sanki basmıyorum
aşık olmasam da ona özlem duymuyorum
tarifsiz bir huzurla dolu içim umut yüklü
her şey çamur dolu olsa da değiştirebilirim biliyorum
yolumun üstü kara ağaçlarla kapalı olsa da
onları aşmanın bir yolunu bulacağım çünkü korkmuyorum
sözcüklerim dahi korkusuz ne nokta ne de virgülle onları yavaşlatmıyorum
durduğum her an evrene varlığıma aptalca bir tavırım olur
artık bu aptallıktan uzaklaşıyorum
mutluyum çünkü geriye kalanlardan vazgeçmem artık mümkün değil
hapis ruhlar
kaç zamandır koynunda yattım ilahi gecelerin
sessiz ruhlarımızı izledim, ağırdan…
ürkek, korkak, umarsız, çaresiz
ve her adımında kaybetme korkusuyla,
her nefesinde daha çok şey kaybederek,
biten ruhlar gördüm bu geceyedeğin
ama artık bekleyecek değilim, yok oluşu
insan ya kendi ruhunun ateşini izler
ve kurtarır benliğini karanlıktan
ya da bir başkasının ateşinin,
yarattığı gölgede hapsolur
yasaklanmış oyunları oynuyorum şimdi
tıpkı onları yasaklayanlar gibi
gecenin sonuna doğru…
elimde yarım sigaram
bardağımda üzüm kanı dolu
kulağımda hüzünlü bir şarkı çalar
bilmediğim sözcükler tanıdık chan buğusu
bardağı yarıladım şimdi
sanki ruhum dolar şarap azaldıkça bardağa
sigaram sönmek üzere
biten herşeyin kederiyle hüzün doluyum
içten içe tükenirmiş duygular
habersiz bedenlerimizde
hangi aşk bitmemiş ki?
hikayelerden zihinlere girmiş umutlar
gidenin hep dönüşü beklenmiş
tüm mutlu anılarıma sarılıyorum şimdi
gömdüğüm acılarım yeşerirken
bir sigara daha yaksam
sabaha karşı güneşi beklerken
zehirlenirken günün kayıplarına atasam külleri
kapanır belki de kaybolan benliğim
külden bir mumya gibi huzura saklanır
kayıp
herhangi bir asrın çocuğuyum ben
öylesine kayıp ayak izlerim
içi et dolu bir çömleğim bazen
bazense aşık dudaklarında ince kadeh
herhangi bir asrın çocuğuyum ben
mistik dinlerim, kayıp ırklarım
saman yolunu izlerim seninle bazen
bazense kayıp gezegene ilk adımınım
herhangi bir asrın çocuğuyum ben
hep kanlı yollarda yürüdüm
savaştı insanların amacı bazen
bazense hayat savaşmaktı evrenle