Tarayıcınız bu site için -ve hatta günümüz internet teknolojisi için- yetersiz durumda. Lütfen tarayıcınızı güncelleyin.

Önerdiğimiz bir kaç tarayıcı:

Firefox 3.5+
Google Chrome 1+
Safari 3+
Opera 9.5+

Gizle

Bizden Zarar Gelmez

Kim demiş zarar gelir diye?

Yazar Arşivi

karanlık derindir…

sonu bilinmez bir sihrin,

esirleri koşuyor yokluğa

öylesine bir yokluk değil!

anlam katıyor var olana

bizi büyüleyen yıldızın,

ardındaki karanlık onu parlatan

ve bir zihinde acı dolu bir anın

belirmesini sağlayan,

fondaki karanlık uçurum

gecenin bir yarısı

bir gece uyanacaksın gecenin bir yarısı, ürpermiş
camdan giren hafif esinti yanaklarını okşayacak
pencerende beyazı turkuaza çalan bir tüy göreceksin
öyle bir mutlulukla sarılacak ki için,
üşüsen de gidemeyecek elin, kapatmaya pencereyi
gece daha ölmeden, bir rüyada doğacak gözlerin,
gökyüzü renginde duru bir denizde,
yavaşça akacak ellerinden sevgi…
güneş pul pul dökülecek üzerine,
deniz bir sis bulutu gibi kaybolacak
sığ bir suda çırpınan balık gibi;
nefessiz kalacaksın, susuz, yaşamsız
ve bir çığlıkla uyanacaksın o an rüyandan
ayıramayacaksın bir süre, hayali gerçekten
kalkacaksın korkulu sıcak yatağında
bu kez pencereyi kapatmak için gittiğinde,
çürümüş göreceksin küçük, narin tüyü

şu an… an… nerede?

bir damla düştü sessizce
belirsizliğin karanlığına
senin için…
gözlerine dolduğunda hüzün,
acı gizlendi dudaklarının kıvrımlarına,
ve sonra değdi dudakların, dudaklarıma…
acısız tek an dudaklarındı artık…
zaman geç kalıyor,
sadece beklediğinde geçmesini
ölüm sarana dek tüm bedenimi,
kollarında olma ihtimali tek düşlediğim
geçmişte dolaşıyorum her an,
kafamda durmayan sahnelerde…
şu an… an… nerede?
geleceğim, hoşçakal!

01.03.2011 – 06:37

biz

sadece sen olsaydın keşke,
bir de ben dünyada
hiçbir şeye vermeseydik zamanı,
sadece sana ve bana kalsaydı…
yani diyorum ki herşey bizim olsaydı
ama evler, arabalar, sokaklar değil
dedim ya sadece sen olsaydın…
en basit istektir bu sevgide,
asla gerçekleşemeyecek
en büyük tutkudur birde
insan ömrünü ele geçirecek

öyle işte…

her anı bir seçim insanın hayatta
almakla, bırakmak kadar basit bazen,
bazense zorunlulukların kaosunda
yitip gidiyor zaman… hiç durmadı, hiç!
herkes yalnızlaşıyor sonraki adımda
yanlış şeyleri bıraktıkça ve…
insan yaşarken, en son kendini yalnız bırakıyor

-sus! -sustum…

bir hüzün kaplar içimi her gece,
bir şekilde geçiyor gündüzler de;
soğuktan donarken sokak lambalarının ışıkları,
hoyrat bir zamana terk edilmiş rüyalar,
penceresi karlı bir dünyaya sıkışmış hevesler,
aşk kalbini gömmüş karanlığa, rüyadan uyanınca…

30.12.2010 – 4:28

kapımızda

sırtım terli,
sırtım soğuk,
sırtım yalnız…
hişt! kapıyı çalan kim?
ayakları yok,
ayaları yerebasmıyor
kalp sustuğunda dönüş yok
kapı açıldı…
yer soğuk

31.12.2010 – 03:42

gömün beni çorak bir toprağa

gömün beni çorak bir toprağa
ne su değsin ne de otlar cansız vücuduma
kurumuş dudaklarım dudaklarından uzak kaldığında

gömün beni çorak bir toprağa
kimsenin yolu düşmesin yakınıma
sadece sen kokan sert bir rüzgâr savrulsun başımda

gömün beni çorak bir toprağa
açılmış göğsüm paramparça
sarılayım çatlaklara yüreğimin yokluğunda

gömün beni çorak bir toprağa
olur da gözlerim açılırsa
her yerimi sarsın gözlerinin rengi yalnızlığımda

gömün beni çorak bir toprağa
değecek nefesim dudaklarına
ciğerlerim nefessiz kaldığında

24.03.2009

hiç sevmezdi alelacele şeyleri

hiç sevmezdi alelacele şeyleri
yağmurun yüzünü yıkamadan dinmesini
kuş cıvıltılarına doyamadan bahar,
ağaçların yapraklarını döküvermesini

hiç sevmezdi alelacele şeyleri
mutluluğun kısa anlara sıkışıp gitmesini
zaman yenilerken doğayı,
yapraksız kalmayı kuruyan bir ağaç gibi

hiç sevmezdi alelacele şeyleri
kovalarken yelkovan akrebi
her şey acele, he şey anlık,
her şey yarım kalacaktı sanki

hiç sevmezdi alelacele şeyleri
alelacele akan bir sonbahar gecesi
bir anda çoğaldı içindeki kaos,
ilk defa aceleciydi sevgiyle kalbi

hiç kısmadı parlayan gecede gözlerini
parlayan o yüz, aşkı yüreğine işledi
gözlerinden içeri yaşam dolarken,
içindeki kasvet ve karanlık irkildi

hiç çıkmadı sonraki gecelerde düşüncesi
benliğine saplanan o bakışlar, onu değiştirdi
alelacele bağlanmıştı ona…
ve sonunda taşmıştı kalbinden sevgi

hiç bilmediği bir mutluluktu içindeki
zaman çok aceleciydi, olmadığı kadar vahşi
ne akıl, ne mantık, ne de başka bir şey,
yetişemiyordu hislerinin hızına, o gözler dahi

hiç sevmezdi alelacele şeyleri
alelacele kırıldı kalbi
kabullenmekte zorlansa da anladı,
bazı şeylerin hiçbir zaman değişmeyeceğini

hiç sevmezdi alelacele şeyleri
alelacele kırıkları tamir etti
alelacele kırıldı tekrar… alelacele…tekrar… ve tekrar…
zaman bu denli tüketmemişti, bu denli aceleci

hiç sevmezdi alelacele şeyleri
kaçmakta nefes alelacele ciğerinden şimdi
kanı çekiliyor sanki her an bedeninden,
sanki ölüm peşinde alelacele şimdi

hiç kalmadı umut zerresi
dünden söndürülmüş bu günün ateşi
her şeyi başarabilir ama,
diriltemez ölen isteklerini

aşk olmak için…

haklısın dedi kadın;
aşkta mantık aranmaz…
ne çok duymuştu adam haklısın kelimesini,
onun dudaklarından…….
baştan sona bir savaştır hayat,
ikilemler arasında sürüp giden…
her an etki ve tepkiyle ilerleyen
bir benliğe sızdığında aşk;
hislerin kaosu artar derinde,
ne aklın, ne mantığın sesi karşı duramaz,
kalp sevgiyle bütünleştiğinde…
hislerin hükmü altına girer o benlik,
farkına varamaz bir süre değişenlerin
sevgisi kadar çok vermek ister
ve almak ister hisleri kadar çok…
zamanın en acımaz etkisidir ruhta, yorgunluk;
o adam… haklı olmaktan yorgun düşer
umutsuzluktur, karanlıkta ışıkları körleştiren
karşılıksız kalanlarda yorgun düşer umut…
vermezsen, alamazsın…
kendini vermen gerekir hayata…
kendini vermen gerekir aşka…
aşk olmak için…

28.12.2010