Tarayıcınız bu site için -ve hatta günümüz internet teknolojisi için- yetersiz durumda. Lütfen tarayıcınızı güncelleyin.

Önerdiğimiz bir kaç tarayıcı:

Firefox 3.5+
Google Chrome 1+
Safari 3+
Opera 9.5+

Gizle

Bizden Zarar Gelmez

Kim demiş zarar gelir diye?

Yazar Arşivi

haplar

Öksürdüğümde ağzımdan akan kan

Sebebi belki de ızdıraptır, çaresizce çekilen

Yılların vücuda yaydığı kanserli hücreler

Her öksürüşte güç kaybeden bir beden

Bomboş bakan gözler,  ağlamaktan küçülmüş gözler

Her an, her saniye ‘bitsin’ diye dua etmek

Kimse bunun ne olduğunu bilemez

Cehennemde yanıp küllerinden tekrar doğmak

Ve sonra bir daha yanmak

Güneşin yarattığı gölgelerde saklanmak

İşlenen ilk günah gibi

Tadı damağında kaldığında bir kez daha kesmek bileklerini

Konuşmak ama dudakların hareket etmemesi

Sebepsiz, rutin melankoli

Elimden bir şey gelmiyor

Kalbim artık inanmıyor hiç kimseye

Issız sokaklarda yankılanan çığlığım gibi

Haplar elimde ve son bir yudum içki

Bu sefer sona erecek…

kahverengi.

Oldukça kısa ömürlü bir yaratığım ben.

Kahverengi saçlı, kahverengi gözlü, kahverengi kalpli, kahve bir yaratığım. Çabuk ölürüm, ama umudumu yitirmem, belki tekrar doğarım diye. İhtimaller dahilinde bırakırım çoğu şeyi. Hiç gizlemem. Ne olursa olsun. Gözlüklerim daima kirlidir, saçlarım daima dağınık, sırtım daima kamburdur.

Notre Dame’in Kamburundan da kambur bir yaratığım. Bir kolum senin bacağın kadar belki de, belki de o duyduğun masallardaki bir dudağı yeri, bir dudağı göğü süpüren devimdir ben. Belki senin kesip attığın bir tırnak parçasından bile daha ufak bir çocuğumdur. Sofralardan –korku filmlerinden- eksik olmayan kuş sütüyümdür –vampirimdir, kurtadamımdır, ne idüğü belirsiz hasta bir insanımdır- belki de… Sen ne düşünüyorsun?

Başka nasıl anlatabilirim sana kendimi? Asla yazamayacağı kitapları tekrar tekrar düşünen, yazmaya çalışıp ta başaramayan bir yaratığım ben. Asla yazamayacağı şiirler okuyan. Aşağılık kompleksim var belki de, ama yaratık sözcüğünü bu yüzden kullanmadım.

Ben senden farklıyım, her kimsen. Ben asla normal bir insan olmadım. Bazen gurur duyuyorum bununla, bazen de eziyorum kendimi. Mesela, şu” küçük mutluluk” denen şeyleri hiç anlamadım ben. Mutlu olmaya bahane arayanları anlamadım, sebepsiz mutlu olmayı anlamadım, ama sebepsiz mutsuz olmayı her zaman anladım. Çünkü hep sebepsiz mutsuz oldum. Belki sebebi vardı da ben bilmiyordum. Oturdum, çıkarıp kamburumu, kitaplar okudum. Şarkılar dinledim hiçbir zaman aşamayacağım. Kalktım, ağladım. Burnumu ekstra yumuşak tuvalet kağıtlarına sildim. Kim bilir kaç rulo bitirdim. Kaç kitap bitirdim?

Kaç defa ziyaret ettim kendi cenazemi, kaç defa tükürdüm, kaç defa çiçek bıraktım? Kaç defa hayal ettim mezarımın başında sevdiklerimin ağladığını ve sevmediklerimin pantolonlarını sıyırıp sıçtıklarını?

Sorularıma neden hiçbir zaman cevap veremedim?

Yetersiz miyim?

Dokular

Önce dokular vardı. Geçirgen ve geçirmeyen dokular. Acıya bağışıklık kazanmışlardı, sinir uçları yoktu. Bir zardan başka bir şeyleri yoktu, onlar sadece koruyucuydular. Ama koruyacak hiç bir şey yoktu. Cansız ve güzeldiler. Sonra içleri pislikle doldu, canlandılar. Ve birbirlerinden de alçak oldular. Kırmızı bir sıvı salgılıyorlardı bu canlılar. Yaşam sıvısı dediler buna. Vampirler türedi, yaşamı bir pipetle içlerine çeken. Kendilerinden daha da alçakları bu yaşam sıvısından mahrum bıraktılar. Yaktılar, yıktılar. İşkence ettiler. Bilmezlerdi ki onlar en masumlardı. Şimdi birbirlerinden de kötü oldular.

Sizce neden bu dünyada kendisini kesen bunca insan var?

Ben söyleyeyim… “İNSAN” adı verilen bu organizmalarla birlikte anılmamak için. Gerçeğe ulaşmak, gerçek olmak için.

Ve kanları tükendiği gün, gerçekten özgür olacaklar.

Kaosun sonu.

Fotoğraf

dur

sabitle o anı

bir kağıt parçasına yapıştırıver

özenli dikkatli

beynimde uçuşuyor her şey

allak bullak

midemde bir bulantı

elimde fotoğraf makinem

odakla, deklanşör… odakla, deklanşör…

olmadı bu

tetiği getirin

tekrar…

odakla, tetik… odakla, tetik… tetiğe bas, tetiği çek…

tetiği çek…

şakağına daya ve tetiği çek… hayır bu da olmadı

güzel denebilecek fotoğraflar ama aslında defolular

sabitle

dur

tetiği çek

deklanşöre bas

objektifi sabitle

tetiği şakağına sabitle

midemde kelebekler

kalbimde bulantı

şakağımda tabanca

tetiği son defa çek –

bitti.