İşte biliyordum gücümü.İşte ilk defa ve son defa bir adam bana kendime güvenimi soruyordu.İyi de yapıyordu aslında.Başım dik ve çakma deniz havası verilmiş bir göl kenarında bulutsuz gökyüzüne bakarak,ona kendime olan güvenimi anlatıyordum.Fakat konuşmadan yapıyordum bunu.Çünkü tanrı biliyor ya hep direndim.Konuşarak yada yazarak ve en çok susarak.Ve eğer bir tanrı varsa biliyordur direnişimi.Kendime direnmek bile başlıcaydı zaten
.Birgün gideceğini biliyorum bay Henry ve yine biliyorum ki öleceksin.Öleceğim.
Zamanında ölümü az isteyip çok denemişliğim yoktu fakat kaybolmayı hep istemiştim.Yitmeyi ve belki toz bile olmamayı.Ama her defasında ne olduysa,yaşamaya devam etmiştim.Sert bir kahveyi yada evime kadar gelip cebinden üç adet marlboro çıkarıp dışarı çıkmama isteğimi pekiştiren insanlar vardı ve o vardı onun çok adı vardı şuan hangisini kullanacağımı bilemedim.
Güçlü bir kadındı o.Siyah yumuşak saçları gözlerinin yanına kadar inmiş.Ona bir adamdan bahsettiğinizde gözlerinin hala,yıllardır olduğu gibi parladığını hissedebiliyordunuz.Dalgalarının denize vurduğu engin nehirlerde ergen kurbağaları vardı.
-”Düşünmeden hareket ediyorum.ve gittikçe gözü kara bir aşıktan farkım kalmıyor.Hiç hoş değil yada harika.”dediğimde
-”doğru olduğuna inanıyorsan çok güzel ama değilse bi felakete doğru koşuyorsun”demişti.
Koşuyordum.İnanın.İlk defa bu kadar hızlı ve tez ve ani hareket ediyordum.Bu durumda doğruluk yanlışlık ortadan kalkıyor bizimle birlikte faklı çerçeveli saçma sapan bir zamanda görünüyordu.Hızlandıkça kısalıyor ve küçülüyordu engeller.Fizik kuralları gibi görünsede tamamen uzaktan sırıtıyordu,görelilik.
..
…
….
Yağmuru ve rüzgarı çok severim dedim.Henry yüzüme gülümseyerek baktı ve başka diye sordu.Bu kadar dedim.Gerçekten de bu kadardı,onun yanındayken sevdiğim her şey bundan ibaretti.
Ardından onun hayatını yaşayamayacağımı hissettim ve evet yaşamayacaktım.Geleceğimi oturduğum yerden görmek güçtü fakat onunda benim hayatımı yaşamak gibi bir düşüncesi yoktu.İyi ki de yoktu.Beni ben yapanların tükendiği bir zamana rastlamış olmam,hiç kendim olamamışlık sayılırdı benim krallığımda.
*başlık;phoenix-everything is everything