Hiç anlamadığın cümlelerim oldu
Belki de içlerinde anlam aramamıştın
Hiç duymadığın çığlıklarım oldu
Belki de çok uzaktaydın benden
Hiç görmediğin fedakarlıklarım oldu
Belki de ben göstermek istemedim
Hiç sevmediğin biri oldum
Belki de hep istediğin gibi
Temmuz, 2010 için Arşiv
Artık, Kalan, Son
göz yaşları akıtıyor kanatlarım
yavaş yavaş çürüyor ruhum
ölüyor içimdeki tutkular an ve an
yapmak istediklerim çok…
hayaller kadar sonsuz
gerçeğin rüzgarı savurur onları,
mantığın sözleri yere çektikçe
bir kuştur ruhum,
uçar geceden gündüze…
düşmemek için her kanat çırpışında,
bir tüy düşer kanatlarından
kayar gider bir güzel düş,
narin havada süzülür
toprağa düştüğünde
yüreğim acıyı tadar
ve ölür isteklerim çürüdüğünde
şimdi zor görmem dünyayı bütünüyle
bedenim sert toprağı yakınında hissettikçe
…
…zor bir soru bu… gerçekten zor!
Ölümü yaşayarak her gün, her an mı ölmeli…
yoksa kendini öldürme bencilliğini mi kabullenmeli…
zor… gerçekten zor…
ceset hayat
ne yeter ki bunu anlatmaya…
kaç kelime var elimde?
yıkılan hayallerin,
hafızaya kazındıkları noktalara,
dokunduğunda kanatmayan,
bir an var mıdır hayatta?
yürüyen bir gölge yaşam…
ölümden habersiz ölülerin,
kendilerini avutma sahnesi
duru kalplerin acı girdabı…
umudun sonsuz yanılgısıyla,
hislerin işkence çarkında
çıkarsa da beynin gerçeği,
yalan kılıfından kıvrakça
inanamazsın tüm olanlara
konduramaz yüreğin, bilsen de
inançsızlık siler yavaşça,
feda ettiğin ne varsa
kalır geriye sevdan sadece…
hüzüne sarılan yaşlarla
her gece bakarsın karanlık göğe
bir yıldız bile gülümsemezse…
senin mahvındır!
dünyaya yalvarırken dön diye,
onun durup, yayması ölümü ömrüne