Tarayıcınız bu site için -ve hatta günümüz internet teknolojisi için- yetersiz durumda. Lütfen tarayıcınızı güncelleyin.

Önerdiğimiz bir kaç tarayıcı:

Firefox 3.5+
Google Chrome 1+
Safari 3+
Opera 9.5+

Gizle

Bizden Zarar Gelmez

Kim demiş zarar gelir diye?

Mayıs, 2010 için Arşiv

79 – Merhaba

Merhaba ben ölüm
Acı getirdim hepinize
Ve sonunda
Tüm ruh kalıntınızı alıp
Siz acılar içinde kıvranırken sarhoşluğunuzda
Kaybolup gitmeye geldim

Rüyalarınızdaki buğulukta gözüken
Güneşin hiç vurmadığı bir ormanda yaşıyorum
Ay ışığı aydınlatıyor ağaçların gövdelerini
Toprak sis kaplı alabildiğine
Ve kulağınızı tırmalayan sesler
Cehennem yaratıklarının çığlıkları

Korkmayın benden
Ben acınızı bitirip giderim
Ruhunuzu alsam da içinizden
Kalmaz acınız ve hissiniz
Ne aşk bırakırım ardımda
Ne kalp…

78 – Ölüm Getirdi Düşler Yine

Ölüm geldi yeniden
Kalbimden çıkamayan acısıyla
Göz yaşlarım akmıyor
Gözlerim de durgun

Düşünemiyorum, anlayamıyorum
Sebebi ben miyim?
Sanki kalbim oynuyor benimle
Sanki nefret etmemi ister gibi
Sebebi ben miyim?

Nefes alamıyorum
Sanki atmosfer dışında
Boşlukta nefessizim
Yaşayamıyorum
Sebebi ben miyim?

Bir döngü içinde sanki kalbim
Dayanamıyorum
Her geçen an
Daha fazla ölüyorum
Sebebi ben miyim?

Bir cezaya mı çarptırıldım?
Neden her seferinde aynı sonuç?
Çok mu safım, inanıyorum kalbime?
Belki bir kural bu
Ya da engel hayatıma getirilmiş

Bilmiyorsun bunların hiçbirini
Ne duyuyorsun ve görüyorsun
Ne de öğreneceksin
Ben yine kendi cehennemimi yarattım
Sana hiç zarar vermeden
İçinde yanmam için

Güzel bir düşsün beynime
Var olamayacaksın gerçekte
Ben bende öldüm
Beynim yaşasa da düşlerde
Ben katlanamıyorum yaşama
Sebebi ben miyim?

durgun zaman…

gece vuruyor, karanlığı zamana
zaman ki; içinde barındırıyor,
saadeti ve kederi…
şimdi gün doğarken parlamaya başlıyor
dünyanın çehresi aydınlanırken,
dünya dönse de bazen zaman durabiliyor
bir zihinde tek sebeple…

ölüm!

hafif rüzgarda titreyen ağaçları seyrediyorum şimdi
bu donmuş havada ruhum da titriyor, üşüyor içim
gökyüzü kabarıyor, yağmura durmak üzere bulutlar
oysa gözlerim çoktan damlalara kavuştu benim
ıssız bir sahilde tek başına benliğim şimdi
dalgalar itiyor onu okyanusun kıyısına
dünya ölmeme izin vermiyor huzur içinde
artık ellerin yabancı bana sevdiğim
dudakların ıslak değil eskisi gibi
ısıtmıyor artık beni o güzel bedenin
kalbin ismimi haykırmıyor kulaklarıma
artık ne içime iner bakışların, ne de bakmak isterim sana
gözlerin içimi yakmadığında beri yavaşça dondu ruhum
şimdi tek aşkım var tek sevdiğim…ölüm!

Bir gün batımı,
sararan yapraklar,
dalda çürüyen meyve
ve göçmen kuşlarda
görmemeliyim aşkını.

Bir çocuğun gülüşünde bulunmalı
sevdanın yeşili.
Ve bir gonca gül giyinmeli
aşkının ateşini.
Şarmaşıklar misali,
boğmadan, yorulmadan
tenin tenime değerek
dokunmalı ruhum
sendeki ruha.

Gözlerine baktığımda,
ne bir melek,
ne sonsuzluk…
Sadece sen olmalı
o nazarın ardında
ve sadece sen kokmalı
tenimim ta en içi.

Dilim tutuk adına,
Gözlerim kör yüzüne,
Kalbim selam durmalı,
kapanmalı dizine.

Ve bir başkasını saran beden,
düşmeli ölü yere.
Bir başka el tutan el,
küsmeli kollarıma.
Gül yüzüne sevdalı
bu gözler var ya şimdi,
sessizce gömmeli seni,
vermeli toprağına.

Çünkü bilmeli kalan;
Giden gelmez ki geri.
Ve gülmeli haline,
Ne ilk ne sonum diye.