
Bu ,dört sabahın en soğuk olanıydı.Sağ tarafımda saksıya ekilmiş en az yirmi farklı çeşit çicek vardı.Sadece ortancaya gözümü dikip uzun uzun bakmıştım.Kendine bile bakamayan adamın bu çiçeklere olan ilgisi nerden geliyor acaba diye düşünüp,bardağımdan arta kalan suyu kuruyan ve adını bilmediğim mor bir çiceğe döktüm.Kendimden başka canlıya bakmaya başladığımda küçücük bir çocuktum.Köpekler,tavşanlar dört yıldır yaşayan kocaman kaplumbağalar ve diğerleri..
Ama yaşamaya karar verdiğimden bu yana bir de kendimin yanında canlıya bakma fikri zor görünüyordu.Böyle bir terasım olsa güzel bir masa atar,üzerine yeşil bir örtü serer ve sabaha kadar içer,önümdeki incir kokusundan hoşnutluğumu belli eden bir gülümsemeyle akşama kadar yazardım.Karşıdan bana bakan gibi sevimli bir hayvancık bulup,arada tüylerini sevebilirdim.Fakat bu deniz kokan şehirde kalmayacaktım.Gideceğim yer kuru ve terliydi.Oysa düşlediğim yer bu ülkenin kuzeyine düşüyordu.Yer yön ayrımı yapmayı dört günde öğretmişti bana bu şehir.Hayır kendim öğrenmemiştim.O kafama kafama doğrultuğu yön telaşıyla çağırdı beni.
Beş yıldır tanıyordum onu.Zaman zaman birbirimize destek olmuşluğumuz vardı.Güzelim masayı bırakıp insan kalabalığına karışmak istememiştim.O istemişti.Hızlı hızlı yürüyordu ve ona yetişmeye çalışıyordum.Daha büyük adımlar atmaya başladım ama sonu yoktu.Kendi haline bıraktım.Bir süre kendi kendine konuştuğunu fark etmeyip,yürümeye devam etti.Bir taraftan yıllardır konuşmamış gibi seri ve devrik cümleler kuruyordu.Bu farklı diyordu.Bu sefer farklı.
Ona inanıyordum çünkü hayatı tek yada en fazla haftalık ilişkilerinden ibaretti.Kadınların vücutlarına ve cinsel çekimine aşıktı.Bu defa ise çıplak kolun onu sarmaya hatta ve hatta sevmeye yettiğinden bahsediyordu.Bütün mimikleri söylediklerini onaylarca,ona katılıyordu.Bir sigarayı söndürüken diğerini yakıyordu.Derin nefesler alıyordum ve teras aklımdan gitmiyordu.Güzel bir müzik ve yeşil masa.Onu yüce iç sesiyle orada bıraktım.Ve çokta iyi bilmediğim birkaç kez tek başıma gezindiğim sokaklardan geçtim.İçimi bir karamsarlık kapladı.Hava serindi.Neşesizdim ve önüme bakıp yürüyordum.Bir suçlu arıyordum ve bulmuştum.Suçlu;kocaman kafası olan küçük bedenli bir hatundu.Her şeyin hesabı ondaydı.Planları tıkır tıkır işlemiş ve herkesi başından savurmuştu.
Etrafta kimse yoktu.Eskisi gibi ıssızdı bu kıyı.Sağ tarafımda bir çift vardı ve onlarda zaten sadece birbirlerini görüyorlardı.Şu durumda durduracak kimse yoktu beni.Sallanan saçlarımı yüzümden elimle ittim ve önce mavi tişörtüm ardından diğerleri.Deniz sıcaktı,etraf hala bomboş.Bulutlar güneşi kapattığında üşümeye başlamıştım.Dinginlik diye buna derdim.Netlik diye buna.Karışık gelmedi o an hiçbir şey.ve bu durumdan rahatsız olup aceleyle karaya çıktım.üzerime giysileri geçirip kadıköye kadar ıslak saçlarla yürüdüm.Tuz kokuyordum.Karışıklık kokuyordum.Kara insanı gibi telaş kokuyordum.İşte şimdi normale dönmüştüm.Hang on little tomato yu söyleyerek yürümeye devam ettim.Saçlarım kurudukça turuncuya dönüyor,makyajsız yüzüm nefes alıyordu.
Herkes bir şeyler bekliyor ve birilerine olan duygularından bahsediyordu.Ben ise ,sadece ayakta kalmanın ve şarapların tadını arıyordum.Yalnızlığın kötü değil aksine alışmam gereken bir gerçeklik olduğunu pekiştiriyordum.Bazen bir aksaklık çıkıyor ve yalnız olmaya zorlandığım bir ara, ilk gördüğüm adama aşık oluyordum bu bir,film yıldızı,balıkçı olabiliyordu.Sonra geçtikçe günler,diğer insanlardan farklı olarak yeni yöntemler buluyordum.Bu yüzden hiç hesapta yokken güneş içime sızmayı başarıyordu.
Yazan Zararlı: Deola
Gönderilen Bölüm Yeniler | Yorum Yok »

İşte biliyordum gücümü.İşte ilk defa ve son defa bir adam bana kendime güvenimi soruyordu.İyi de yapıyordu aslında.Başım dik ve çakma deniz havası verilmiş bir göl kenarında bulutsuz gökyüzüne bakarak,ona kendime olan güvenimi anlatıyordum.Fakat konuşmadan yapıyordum bunu.Çünkü tanrı biliyor ya hep direndim.Konuşarak yada yazarak ve en çok susarak.Ve eğer bir tanrı varsa biliyordur direnişimi.Kendime direnmek bile başlıcaydı zaten
.Birgün gideceğini biliyorum bay Henry ve yine biliyorum ki öleceksin.Öleceğim.
Zamanında ölümü az isteyip çok denemişliğim yoktu fakat kaybolmayı hep istemiştim.Yitmeyi ve belki toz bile olmamayı.Ama her defasında ne olduysa,yaşamaya devam etmiştim.Sert bir kahveyi yada evime kadar gelip cebinden üç adet marlboro çıkarıp dışarı çıkmama isteğimi pekiştiren insanlar vardı ve o vardı onun çok adı vardı şuan hangisini kullanacağımı bilemedim.
Güçlü bir kadındı o.Siyah yumuşak saçları gözlerinin yanına kadar inmiş.Ona bir adamdan bahsettiğinizde gözlerinin hala,yıllardır olduğu gibi parladığını hissedebiliyordunuz.Dalgalarının denize vurduğu engin nehirlerde ergen kurbağaları vardı.
-”Düşünmeden hareket ediyorum.ve gittikçe gözü kara bir aşıktan farkım kalmıyor.Hiç hoş değil yada harika.”dediğimde
-”doğru olduğuna inanıyorsan çok güzel ama değilse bi felakete doğru koşuyorsun”demişti.
Koşuyordum.İnanın.İlk defa bu kadar hızlı ve tez ve ani hareket ediyordum.Bu durumda doğruluk yanlışlık ortadan kalkıyor bizimle birlikte faklı çerçeveli saçma sapan bir zamanda görünüyordu.Hızlandıkça kısalıyor ve küçülüyordu engeller.Fizik kuralları gibi görünsede tamamen uzaktan sırıtıyordu,görelilik.
..
…
….
Yağmuru ve rüzgarı çok severim dedim.Henry yüzüme gülümseyerek baktı ve başka diye sordu.Bu kadar dedim.Gerçekten de bu kadardı,onun yanındayken sevdiğim her şey bundan ibaretti.
Ardından onun hayatını yaşayamayacağımı hissettim ve evet yaşamayacaktım.Geleceğimi oturduğum yerden görmek güçtü fakat onunda benim hayatımı yaşamak gibi bir düşüncesi yoktu.İyi ki de yoktu.Beni ben yapanların tükendiği bir zamana rastlamış olmam,hiç kendim olamamışlık sayılırdı benim krallığımda.
*başlık;phoenix-everything is everything
Yazan Zararlı: Deola
Gönderilen Bölüm Yeniler | Yorum Yok »
Bir ışık
Ziyaret ederdi her gece
Yalnızlığımı
Güzel rüyalar veririrdi bana
İçinde mutlu hayallerimin olduğu
Parlak, güzel düşler vardı sadece
O ışık benimleyken
Ölümün atlıları gelirdi yanıma
Korkmazdım ölümden
Hiçbir zaman
Yok olmak vardı ihtimallerde
Üşürdüm korkudan
Ya öyle olursa
Bir ses
Geçmişten kalan geceme
Okşardı ruhumu
Yansıttığı ışığıyla
Kokusu bile burnumda
Karanlık, görünmeyen bir el
Hissederdim her gece
Tam kalbimin üstünde
Nefes alamazdım
Bir yüz
Beni seyrederdi gece boyunca
Anılarımdan fırlamış
Yıldızlar ateşlerini saçardı gözlerime
Her gece ağlardım güzelliklerine
Bir melek…
Yazan Zararlı: Teorik Deli
Gönderilen Bölüm Yeniler | Yorum Yok »

Yüzüm gülüyorsa
Kalbimdeki acıyı hissetmediğimdendir
Ve atıyorsa o kalbim hala
Hiç bitmeyen umudumdandır
Biliyorsun kim olduğunu
Ne kelimelerim var edebilir seni
Ne de yok edebilir beynimden
Ölmüş olsan da yoktan
Varsın bir yerlerde, bir zamanda
Sigarandaki dumanın tek bir atomu olsam
Yeter seni görmeme
Yetmez özlemimi gidermeye
Zaman nasıl ilaç olsun kalbime
Ölmeye yüz tutmuş haldeyken
Dünya benim olsa
Yine de olmazsın sen yanımda
Yensem ölümü sonsuzluğa
Gelmezsin sonuna
Biliyorum, sadece ölüsün
Düşler görürüm
İçinde sen, aynı
Sebebini bilmem ki
Neden oradasın
Hiç şansım olmadı ki
Güldüreyim seni
Hiç fırsatını bulamadım ki
Götüreyim seni sonsuzluğa
Hiç yanımda olmadın ki
Göstereyim sana yıldızları
Arkan dönük yıldızlara
Yüzün dönük kalmış dünyaya
Bilirim güneş seni aydınlatır
Herkesi olduğu gibi
Tek farkın güzel parlaman insanlara nazaran
Biliyorum, ölüler olamaz melek
Beynimden olsa gerek
Görüyorum seni hala öyle
Aklımdan gitmez olasılıklar
Kalbimden gitmez o acı
İhanet sayarım varlığıma
Ölümsüzlüğünün reddini
Varlığın yoksa da
Sanıyor musun yeter kelimeler
Düşünüyor musun biter tekrarlamalarım
Beynim aynı hala
Kalbim atar hala adınla
Engelleyebildiğimi mı sanarsın
Belki de çok yakınım sana
Bir göz kırpış kadar uzakta
Belki de tam karşında
Nefesinle tanım kazanacak kadarda
Sanıyor musun
Tüm dünya yeter sana karşı
Bilmiyor musun
Tanrı yetemez avutmaya
Var olsun olmasın,
Sen yokken başımın yanında
Yazan Zararlı: Teorik Deli
Gönderilen Bölüm Yeniler | 1 Yorum »
İnsanın ölesi geliyor
Ay, yıldızlar ve Satürn
Yüzlerce Ağustos böceğinin
Moonlight Sonata’ya eşliği
Hafifçe tenimi okşayan meltem
Ve var sayılmayacak şehir ışıkları
Ah o samanyolunun kara bir masaya dökülmüş süt misali görüntüsü
Yalnız değiliz ki
Hiç yalnız olmadık ki
Ay çevirmiş yüzünü sağına
Belli düşünüyor birşeyler
Pek suskun
Yıldızlar çevresinde toplanmış
Sanki var bir matem
İnsanın aşık olası geliyor
Ay, yıldızlar ve Satürn
Yüzlerce Ağustos böceği sanki
Hafifçe gelen müziğin bestecisi
Seneler aksa da yüzyıllara
Etkisi aynı hala Ay’ın
Ah o Antares’in birşeyler anlatmak içinmişçesine değiştirdiği renkleri
Yalnızım çok fazla
Hep yalnız oldum onların yanında
Ay yüzünü önüne eğmiş
Belli hüzün kaplı içi
Pek suskun
Yıldızlar toplanmış yanında
Sanki biri ölmüş
Yazan Zararlı: Teorik Deli
Gönderilen Bölüm Yeniler | Yorum Yok »
Hiç anlamadığın cümlelerim oldu
Belki de içlerinde anlam aramamıştın
Hiç duymadığın çığlıklarım oldu
Belki de çok uzaktaydın benden
Hiç görmediğin fedakarlıklarım oldu
Belki de ben göstermek istemedim
Hiç sevmediğin biri oldum
Belki de hep istediğin gibi
Yazan Zararlı: Teorik Deli
Gönderilen Bölüm Yeniler | Yorum Yok »
yavaş yavaş çürüyor ruhum
ölüyor içimdeki tutkular an ve an
yapmak istediklerim çok…
hayaller kadar sonsuz
gerçeğin rüzgarı savurur onları,
mantığın sözleri yere çektikçe
bir kuştur ruhum,
uçar geceden gündüze…
düşmemek için her kanat çırpışında,
bir tüy düşer kanatlarından
kayar gider bir güzel düş,
narin havada süzülür
toprağa düştüğünde
yüreğim acıyı tadar
ve ölür isteklerim çürüdüğünde
şimdi zor görmem dünyayı bütünüyle
bedenim sert toprağı yakınında hissettikçe
Yazan Zararlı: Satre
Gönderilen Bölüm Yeniler | Yorum Yok »
…zor bir soru bu… gerçekten zor!
Ölümü yaşayarak her gün, her an mı ölmeli…
yoksa kendini öldürme bencilliğini mi kabullenmeli…
zor… gerçekten zor…
Yazan Zararlı: Satre
Gönderilen Bölüm Yeniler | Yorum Yok »
ne yeter ki bunu anlatmaya…
kaç kelime var elimde?
yıkılan hayallerin,
hafızaya kazındıkları noktalara,
dokunduğunda kanatmayan,
bir an var mıdır hayatta?
yürüyen bir gölge yaşam…
ölümden habersiz ölülerin,
kendilerini avutma sahnesi
duru kalplerin acı girdabı…
umudun sonsuz yanılgısıyla,
hislerin işkence çarkında
çıkarsa da beynin gerçeği,
yalan kılıfından kıvrakça
inanamazsın tüm olanlara
konduramaz yüreğin, bilsen de
inançsızlık siler yavaşça,
feda ettiğin ne varsa
kalır geriye sevdan sadece…
hüzüne sarılan yaşlarla
her gece bakarsın karanlık göğe
bir yıldız bile gülümsemezse…
senin mahvındır!
dünyaya yalvarırken dön diye,
onun durup, yayması ölümü ömrüne
Yazan Zararlı: Satre
Etiketler: ceset hayat, şiir
Gönderilen Bölüm Yeniler | Yorum Yok »

Önce geldiği yere gitti ve ardından hemen gittiği yerden,olduğum yere geldi.Anlamıştım her şeyi.Oysa ne kadar da basitmiş bu kare doldurmalar ve ne kadar kolaymış iki cümleyi yanyana getirip ölmek istediğini yazmak.O yüzden öfkeliyim herkese.Elinde silah olana,iki bacak arasında taşıdığına,kalbindeki tıkalı direnişlere..her şeye kızgınım.Ne erkek olabiliyor ne de doğru düzgün bir kadınla sevişebiliyordunuz.Öldürüyordunuz.Toplumsal bir yazı yazmak değildi amacım oysa az önce,bir elim şaşkınlığımı gizlemek için olacak ki;ağzımdaydı,diğeri ise siyah beyaz bir gazete tutuyordu.Sayıp sövmelerim yanıma kalmıştı.Günü gelir usulca durgunlaşır ve günü geldiğinde de aşıp çoşardım işte.Arada bir balkondan baktığımda güneşe;kana batıp çıkmışlığı ve çırılçıplak yorgun vücutlar geliyordu gözlerimin önüne.Utanç içinde küçük deliklere saklanmak istiyordum ben.ve neyse ki sevgilim yanımdaydı.Elinde çay kokan ıhlamur bardaklarıyla bana doğru yürüyordu.O anda unutuvermiyordum ama kızmaya,öfkelenmeye ve lanet yağdırmaya ara veriyordum.
Seni dinleyeceğim diyordum.Çünkü beni hep oraya götürüyorsun;o kısa boylu yeşil ağaçların olduğu,yüksekten kayalıklara kadar çarpan suyun sesini duyduğum gölge çimlere..mavi elbiseme.
Sonra ben anlatmaya başlıyordum.Benimkide böyle bir hayat;sessiz ama kalabalık ,çok dingin ama durgun…
Sıradan bir yalnızlık değil giderdiğin,bir kesit hayattan.Uzun ve devamlı bir kesit diyorum.Ihlamurundan bir yudum alıyor ve incir rakısını anlatmaya başlıyor.Gökyüzüne bakarak dinliyorum onu.yanımda olduğunu bildiğim bir o.Şimdilik o.Gidecek belki ve bende ondan önceki hayatıma ,şikayet edip iki tarafıma çatmalarıma devam edicem.Hiç birisinin garantisini veremem dostum biliyorum.
Kadınlar olarak yetiştirdik kendimizi,dik olmalıydık en küçük bireyinden,ihtiyarına ve şimdi aklıma takıldı;
** “Kadın dalga mıdır?” gerçekten;yani değişenlerimiz miydik,değiştirdiklerimiz miydik? yoksa hep sabit düşünceli koca bir kara kutumuyduk bizler.Fikirlerimiz değişirken biz de el verip yardım diledik mi hiç beklemediklerimizden.Farketmediniz mi yoksa hep biz sevdik ve hep biz sevildik.Kimimiz adam sandık karşımızdakini yanıldık,kimimiz bildiğimiz halde yanılmak istedik ama kararları hep biz verdik.En batısında en doğusuna ,en çok biz sevdik.Karşılığında aldıklarımız mı ?
tarihimiz,bütünlüğümüz,tarifimiz ve kısacası;
-elbette “kendimiz” olduk.
—evet kadın dalgadır,
sessiz çılgın bir gecede karaya vuran,geldiği gibi gitmesini bilen ve her saniye her dakika değişebilen;rüzgarla!
**shakespeare
Yazan Zararlı: Deola
Gönderilen Bölüm Yeniler | Yorum Yok »